slideshow 1 slideshow 2 slideshow 3

Türkiye'deki tüm yunus parklarının kapatılması için bir imza da siz verin.

"Yunus Terapisi: Daha Çok Yanlış Bilgi ve Daha Çok Yanlış ÇıkarımDevamı

Türkiye'den ve dünyadan esaret görüntüleri, eylemler: Video Arşivi

Benim tatilim, hayvanların esareti olmasın!

Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanlığı sitesinde paylaşılan ara tatil programında, Muğla ve Aydın gibi çeşitli illerin Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından çocukların gezi programları kapsamında topluca yunus gösteri merkezlerine, hayvanat bahçelerine ve aqua park denilen tematik akvaryumlara yönlendirildiğini, götürülmeye çalışıldığını gördük.  

Çizim: Aslı Alpar

İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri'nin sayfalarında da paylaşılan bu programlar, aynı zamanda okullara ve velilere gönderilmiş, programlar dahilinde bu ticari işletmelerin tam adresleri de paylaşılmıştır. Örneğin Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğü, tüm uyarılarımıza ve değişiklik talebimizin dikkate alındığını belirtmelerine rağmen web sitesindeki programı halen yenilememiş, "Bodrum ve Marmaris'teki yunus parklarını ziyaret" etkinliğini programdan kaldırmamıştır.

"Hayvan sevgisi aşılama" ve "hayvanları tanıtma" gibi masumane gerekçelerle bakanlığın, il ve ilçe eğitim müdürlüklerinin hayvan hapishanelerine verdiği desteği kınıyor, çocuklara empati yoksunu bir deneyimi dayattıkları için acilen bu tesisleri programdan çıkartarak hatalarını düzeltme çağrısı yapıyoruz. 

Okul müdürleri, öğretmenler ve ailelere ise, hayvanların ömür boyu hapse mahkum edildiği, eğitimler ve gösteriler sırasında derin fiziksel ve psikolojik travmalara maruz bırakıldığı ve antidepresanlar ile zorla ayakta tutulduğu bu işkence merkezlerine çocuklarını götürmemelerini, bu tür toplu geziler düzenlenmesi halinde, milli eğitim müdürlüklerine ve okul müdürlerine tepkilerini dile getirmelerini istiyoruz.  

Doğada bilimsel olarak empati kurabildiği kanıtlanan canlı türlerinden biri olduğumuza göre, hayvanların temel yaşam haklarının tanınmasına ve çocukların ahlaki gelişimine dair sorumluluğumuz düşündüğümüzden de büyük.

Bu tesislerde “hayvanları tanıtıyoruz” kandırmacasına alet edilen çocuklar, empati yoksunu bir deneyim ile doğada bile vakit geçirmeden gerçek doğa ve hayvan sevgisinden uzaklaştırılıyorlar; hayvanları yanlış tanıyorlar, yaşam alanlarını dahi öğrenemiyorlar. Esaret altında, tıpkı bizim gibi acı çeken, duyarlı ve hissedebilen hayvanları, devlet eliyle, eğlence unsuru ve tüketim nesnesi olarak görmeye teşvik ediliyorlar.

İnsanların hayvanlardan üstün olduğu veya hayvanların insanlar için "yaratıldığı" gibi çarpık ve hatalı bir algıyı benimsemeleri isteniyor. Bunun sonucu olarak esaret ve sömürü, zihinlerinde meşrulaştırılıyor ve normalleştiriliyor. 

Tüm bunları biliyorken sessiz kalıyorsak, suça ortak oluyoruz demektir. Hayatımızda kaç kez, nesli tükenen hayvanlar listesindeki Borneo orangutanını ya da mavi balinayı yüz yüze görme, ona dokunma şansımız olabilir ki? Ya da, daha önemlisi, olmalı mı? 

Bu türlerin doğal yaşam alanlarıyla birlikte kendi doğal ortamlarında korunmaları gerektiğini ve doğanın bütünlüğünü, onları görmeden de, onlara dokunmadan da takdir edebilir, anlayabiliriz.

Bu nedenle esaretin değil, özgürlüğün yanında olmamız gerektiğine inanan herkesin, daha hızlı hareket edebilmek için, ilgili whatsapp okul gruplarından çocukların bakımından sorumlu olan kişilere ulaşmalarını ve ara tatil süresince çocukları yunus parkları gibi işkence merkezlerine götürmemeleri yönünde öğretmenlere, velilere ve okul müdürlerine çağrı yapmalarını rica ediyoruz. 

Okulların ve özel eğitim kurumlarının bu ticari işletmelere toplu geziler düzenlemesi veya tavsiye niteliğinde gezi alternatifi olarak sunması engellenmelidir. Bu konuda en büyük sorumluluk, başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere il ve ilçe eğitim müdürlüklerine, okul müdürlerine ve öğretmenlere düşmektedir.

"Yaşama karşı işlediğimiz bu suçu durdurmak, zaten onlara ait olan hakları canlılara geri vermek zorundayız. Buna katkı sağlayabilmek için özellikle gelecek nesillerin canlılarla daha eşitlikçi bir ilişki kurmalarını ve onların haklarını koruyan bireyler olmalarını sağlamamız gerektiğini düşünüyoruz.

Hayvanların hissedebilen canlılar oldukları, acıyı tıpkı bizler gibi yaşadıkları gerçeğini görmezden gelip bu şiddete ortak olmaya devam ettiğimiz sürece birileri, yani bizim dışımızdaki, insan menfaati için sömürülen hayvanların yaşam hakkı bir illüzyondan ibaret olan meşru bir zeminde gasp edilmeye edilecek.

Hayvanların mal olarak görüldüğü bir dünya hiçbir zaman adil bir dünya olamaz."

Hayvan Hakları İzleme Komitesi HAKİM'in hazırladığı Çocuklar için Hayvan Hakları ve Türcülük Atölyeleri Modeli çalışmasından alıntı. 

Fotoğraf/Mektup: Terakkili Öğrencilerden Örnek Kampanya & Diğer okullara, öğretmenlere ve velilere örnek olması umuduyla...

İlgili Video: 
See video

Sitemizdeki yazı, görsel ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Siz de katılın! drupal-love-right.png
Siz de katılın! drupal-love-LEFT.png