slideshow 1 slideshow 2 slideshow 3

Türkiye'deki tüm yunus parklarının kapatılması için bir imza da siz verin.

"Yunus Terapisi: Daha Çok Yanlış Bilgi ve Daha Çok Yanlış ÇıkarımDevamı

Türkiye'den ve dünyadan esaret görüntüleri, eylemler: Video Arşivi

Günlükler

Topyekûn özgürlüğe adanmış bir ömrün ardından Buraksız geçen ilk 96 saat

Yokluğu varlığı kadar derinden hissedilen biricik dostumuzu, yol arkadaşımız Burak Özgüner'i 9 Kasım 2019 tarihinde kaybettik. Hala bu büyük kaybın şokunu yaşarken, 13 Kasım'da bu yazıyı kaleme aldığıma bile inanamıyorum. Sanki Burak yine bir telefon uzağımızdaymış, her an çıkıp gelecekmiş gibi... Ama gerçekler hiç de öyle değil. Dört gündür, onun olmadığı bir dünyaya zar zor uyanıyoruz.  

İnsanlık serüveninde hayvancılık endüstrisi, ticaret ve salgınlar

Fotoğraf: Dedi Sahputra / EPA

Yazı: Öykü Yağcı, Sivil Sayfalar, 10 Nisan 2020

Geçtiğimiz haftalarda The Guardian gazetesinde Laura Spinney imzasıyla yayımlanan bir makale[1], salgın sürecinde karşılaştığım pek çok yazı gibi COVİD-19 pandemisinde endüstriyel hayvancılığın rolünü sorguluyordu. Kuş gribinden domuz gribine kadar hayvansal ürünlerin üretim biçimine dair tarihsel ve güncel bir perspektif sunan makale, aradaki bağlantıyı net bir şekilde ortaya koyan çok önemli bilimsel çalışmalar da paylaşıyordu.

Kuş ve domuz gribiyle ilgili olarak makaledeki bazı çarpıcı bölümlere bu yazımda yer verirken, aynı zamanda Koç Üniversitesi Hastanesi Göğüs Cerrahisi biriminde görev yapan Opr. Dr. Suat Erus’a da, hayvancılığın salgınlar gibi insan sağlığı açısından doğrudan ve dolaylı yıkıcı sonuçlarını soruyorum. Ayrıca Vegan Sağlık Profesyonelleri Twitter hesabı ve YouTube kanalı aracılığıyla “beslenmeyle ilgili çarpıtılmamış bilimsel verileri sunmayı amaçlayan” bir hekim olarak görüşünü ve değerlendirmelerini merak ediyorum.

Yeni tip koronavirüs’ten ders çıkaracak mıyız, çıkarmak zorunda mıyız?

Dünyayı sosyal, ekonomik ve politik düzeyde hiç beklenmedik bir anda benzersiz bir yıkıma uğratan COVID-19 pandemisi, milyonlarca insanı umutsuzluğa sürüklüyor, pek çok kişi için bir distopyayı temsil ediyor.

Olur da yakın (veya uzak) bir zamanda yeni tip koronavirüs’ten kurtulabilirsek, bir sonraki pandemiyi beklemeden beslenme, hobi, eğlence, giyim ve turizm  alışkanlıklarımızı, kısaca bireyler olarak yaşantımızı ve hükümetler nezdinde yasalarımızı değiştirecek miyiz?

Doğa ve hayvanlarla ilişkimizi sorgulamak için daha uygun bir zaman, daha acil bir gerekçe var mı? Veya tüm bunlardan ders çıkaracak mıyız, çıkarmak zorunda mıyız?

Fotoğraf: Celina Teague, Tashkeel “Plastik” grup sergisinden, Tashkeel arşivi

Yazı: Öykü Yağcı, Sivil Sayfalar, 27 Mart 2020

Esaretten gelen kahkaha: Hayvan sirkleri

Her şey o kadar saçma ki... Benim burada ne işim var? Benim şimdi çocuklarım için buzun altından balık avlıyor olmam gerekirdi. Belki çetin bir fırtınaya birlikte direnmemiz gerekecekti. Ama benim burada ne işim var?

12 Maymun'daki Dev Sürüden Maymunlar Gezegeni'ndeki Koba'ya ve Çaresizlik Kuyusu'ndaki Yalnız Maymunlara...

İnsan Zulmüne Dayanamayan Tutsak Hayvanların Kısa Tarihi ve Makûs Talihi

Aslında onların isimleri yoktu. En azından insan dilinde… Ta ki biz insanlar, kendi kişiliklerini ve varoluş nedenlerini en acımasız yöntemlerle ellerinden alıp onları evlerinden ve ailelerinden çok uzaktaki karanlık dünyalarda ömür boyu tutsak edene kadar...

Norm olarak esaret: Yunus parkları, sirkler, hayvanat bahçeleri

12.01.2014 - Evrensel Gazetesi

Modern siyasi ve ekonomik sistemlerin yansıması olarak mal statüsünde, aşağı sınıflardan mahluklar olarak gördüğümüz (tutsak) hayvanlara dair (a)normallikler...

 - Öykü Yağcı

Hayvan Hak(sızlık)ları

Bir ileri demokrasi ülkesi, 2011.

Hakan TİRYAKİ

Bir sürü işinin arasında bir şikayet dilekçesi alır devletlü mülki amir. Bir grup çevreci ya da hayvansever ya da her ne karın ağrısıysa, kendini bilmez güruh, bir çay bahçesindeki akvaryumda ricoysla yıkanmışçasına ahenkle dans eden, mutluluktan kabına sığmayan hatta çevresine gülücükler saçan köpekbalığı, vatoz gibi canlılara eziyet edildiğine dair şikayet dilekçesi gönderir.

Deniz kentine deniz akvaryumu...

Finding Nemo (2003)

Sene 2011. İletişim almış başını gitmiş. Bilgi kapıdan kovsanız, bacadan giriyor artık. Bilgiyle aranıza girebilecek tek engel bilmek istememeniz. 2009 yılı verilerine göre 198.000.000 internet sitesi, 23.000.000.000 sayfa içerik ile neredeyse tüm dünyanın paylaşımında. Doğrusu geometrik olarak arttığı düşünüldüğünde belki de bugün bu rakamlar kat kat üzerinde. İtiraf etmeliyim ki bu konu üzerine kısa bir araştırma yaptım; birkaç dakika.[1]

Ne de olsa insaoğluyuz ve bilgiye açız. Her daim yeni bir şeyler öğrenmekte, öğrendiklerimizi paylaşmakta ve biriktirdiklerimizi gelecek nesillere aktararak varlığımızı yüceltirken atalarımızın[2] “şebekliklerine” gülebilmekteyiz.

İnsanoğlu bilgiyi aktarma ve paylaşma noktasında tarih boyunca birçok yöntem geliştirdiyse de bugün gelinen noktayı hayal edebilmiş midir bilemiyorum. Neyin bilgi olduğu, neyin olmadığı hala felsefenin tartışma konusu olarak bir yanda dururken daha fazla uzatmadan konumuza gelelim.

Bovinae sapiens

"Bovinae sapiens"* ...


Günün yorgunluğu ile eve gelmişsiniz. Yemeğinizi yemiş, televizyon karşısına devrilmişsiniz. Tüm isteğiniz günün yorgunluğunu, zihninizdeki kaosu biraz olsun dağıtmak. Derken birden flaşlar patlamaya başlıyor! Tuhaf yaratıklar çevrenizi sarmış, meraklı gözlerle sizi inceliyor, bir yandan da kör edercesine flaşlarıyla dünyanızı –sözümona- aydınlatıyor.


Bitmedi. Bu kadarla kalsa iyi, bir kendini bilmez, tüm sevecenliği ile, ne denli korktuğuna aldırmaksızın küçük çocuğunuzu ensesinden tutmuş, kaldırmış, seviyor(!)… bir diğeri çevresindekilere homo sapiens sapiens türün dişisinin özelliklerini oranızı, buranızı çekiştirerek anlatıyor! Ve tüm bunlar eviniz dediğiniz, yani tamamen size ait olduğunu, yaşam alanınız olduğunu düşündüğünüz ya da sandığınız yerde oluyor.



Sitemizdeki yazı, görsel ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Siz de katılın! drupal-love-right.png
Siz de katılın! drupal-love-LEFT.png