slideshow 1 slideshow 2 slideshow 3

Türkiye'deki tüm yunus parklarının kapatılması için bir imza da siz verin.

"Yunus Terapisi: Daha Çok Yanlış Bilgi ve Daha Çok Yanlış ÇıkarımDevamı

Türkiye'den ve dünyadan esaret görüntüleri, eylemler: Video Arşivi

Türkiye denizlerindeki anormal beyaz muturlar

Türkiye denizlerindeki anormal beyaz muturlara (Phocoena phocoena) dair ilk kayıtların küresel bakışla değerlendirilmesi

Arda M. Tonaya,b,, Sabri Bilginc, Ayhan Dedea,b, Aylin Akkayab,d, Tuncay Yesilçiçekc, Özay Kösec, Yusuf Ceylanc

aİstanbul Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Ordu Cad. No. 200, Laleli 34130, İstanbul, Türkiye

bTürk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV), Posta Kutusu 10, Beykoz 34820, İstanbul, Türkiye

cRecep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Rize 53100, Türkiye

dİstanbul Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Deniz Biyolojisi Programı, Bozdoğankemeri Cad. Vezneciler Hamamı Sokağı No. 8, Vezneciler, İstanbul, Türkiye

Özet

Türkiye denizlerinde üç adet anormal beyaz mutur (Phocoena phocoena) rapor edilmiştir. Biri, 19 Haziran 2011 tarihinde Türkiye’nin Doğu Karadeniz kıyısında dip uzatma ağlarına tesadüfi olarak yakalanmıştır. Diğeri, 2012 yılının Mayıs ve Haziran aylarında İstanbul Boğazı'nda dört kez canlı olarak gözlenmiştir. Üçüncüsü ise, 7 Temmuz 2012 tarihinde canlı olarak karaya vurmuştur. Dünya çapındaki anormal beyaz muturlarla ilgili yayınlanan ve yayınlanmayan kayıtlar incelenmiş ve dünyanın diğer denizlerinde Karadeniz, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Kuzey Atlantik ve Kuzeydoğu Pasifik Okyanusu olmak üzere toplam 34 kayıt bulunmuştur. Bu kayıtlarda üç farklı renklenme (pigmentlenme) tipi belirlenmiş, derginin web sitesinde 9 ek materyal olarak sunulmuştur.

Fertl et al. (1999, 2004) ile Hain ve Leatherwood (1982)'un da dahil olduğu, anormal beyaz yunuslarla ilgili eldeki tüm raporları derlediğimiz liste; STK'lar, araştırma ekipleri ve araştırmacılarla yapılan kişisel yazışmalar ile yayınlanmayan kayıtların incelenmesi sonucunda elde edilmiştir. Kuzeybatı Pasifik Okyanusu dışında (Tablo. 1, Şekil 4) Karadeniz, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Kuzey Atlantik Okyanusu ve Kuzeydoğu Pasifik Okyanusu gibi türün dağılım gösterdiği bölgelerden, toplamda 16 yayınlanan, 18 yayınlanmayan kayıt incelenmiştir. Bu gözlemlerin bazıları, gözlem tarihleri ve birbirine yakın olan gözlem noktalarından ötürü, Manş Denizi, St. Lawrence Körfezi, Danimarka ve Alman denizlerinde olduğu gibi aynı bireylere ait olabilir. Bugüne kadar hiçbir anormal beyaz renklenme kaydına rastlanmayan Kuzeybatı Pasifik Okyanusu'ndaki muturlar dışında, deri renklenmesindeki bozukluklar muturlarda çok ender görülür. Ancak hepsi ortak özelliklere sahiptir.

Eldeki veriler incelendiğinde, genel olarak üç farklı renklenme tipinin olduğu ortaya çıkıyor: a) Vücut tamamen beyaz olmakla birlikte extremitelerde veya bazı bölgelerde noktalanmalar b) Beyaz/gri veya sarımsı vücutta siyah sırt yüzgeci ; c) Vücut rengi genellikle normal olmakla birlikte bazı bölgelerde beyazlıklar . (a) tipi, bir çeşit renk kaybı olarak bilinen "leucism"dir (gözler kırmızı değil, normal renkte). Fakat bu renklenme tipi, aynı zamanda, akromelanizm olabilir. Bu durumda, bazı renk pigmentleri, Kuzey Yarımküre'nin alt kutup bölgelerindeki denizlerde ve soğuk sularda yaşayan muturların vücutlarındaki en düşük sıcaklıktaki bölgelerinde korunur. Bu mutasyon, albinizmle alleliktir (Van Grouw, 2006). (b) tipi de bir çeşit "leucism"dir. Ancak vücut rengi yine seyrelmiş veya kahverengiye dönmüş olabilir. Bu renklenme tipine sahip bazı bireyler, Pasifik Okyanusu'nda bulunduğu bilinen (Baird et al., 1998) Phocoenoides dalli (Dall's Porpoise) meleziyle karıştırılabilir. (c) tipi ise, yine bir çeşit "leucism"dir. Ancak bu makalede betimlenen örnek de dahil olmak üzere bu dört örneğin piebaldizm olma ihtimali yüksektir. Bu durumda renklenme, tıpkı Karadeniz, Baltık Denizi ve Maine Körfesi'ndeki iki bireyde olduğu gibi, vücudun yalnızca bazı bölgelerinde eksiktir. Bizim bulduğumuz piebaldistik birey, muturlarda sıkça rastlanan asimetrik renklenme belirtileri göstermiştir (Koopman and Gaskin, 1994). Bu renklenmeyi normal renklenmeyle karşılaştırdığımızda, yunusun sırt bölgesinin daha koyu, yan taraftaki gri-mavi renk tonunun ise eksik olduğunu farkettik. Bu nedenle, mavimsi ve gri-mavi rengi veren (Behrmann, 1998) renkli pigment (chromatophores) hücrelerinin varolup olmadığını görmek için muturun deri dokusu incelenmelidir. Bu bireyleri arazide tespit etmek zor olabilir çünkü normal bireylerde olduğu gibi sırt bölgesi koyudur; ender görülen beyaz bölge de sualtında kalmış olabilir. Dolayısıyla bu tür renklenme gösteren bireyler, farkedilmediği için doğada tahmin edildiğinden daha fazla olabilir.

Fotoğraflanmamış veya renklenmesi detaylandırılmamış diğer 14 birey ise, yalnızca "beyaz" olarak kayıtlara geçmiştir. Bu kayıtlardan bazıları gerçek albinoya veya (a) tipi renklenmeye sahip bireyler olabilir. Ancak kırmızı gözü veya küçük siyah noktaları uzaktan görmek çok zor olabilir. Tesadüfi ağa yakalanma ve karaya vuran setase araştırmalarının başladığı 1993 yılından bu yana, Türkiye'nin Batı Karadeniz kıyılarında anormal beyazlığa sahip setase kaydına rastlanmamıştır. Bu araştırmada yer alan ilk birey, son 25 yılda dünya denizlerinde yakalanan ilk anormal beyaz muturdur. Vücut uzunlukları değerlendirilen bu yunusun ve üçüncü bireyin yetişkin olduğu anlaşıldı. Gol’din (2004) tarafından belirtildiği üzere, Karadeniz muturlarının vücut uzunluğu ortalaması, erkeklerde 122-134 cm ve dişilerde 132-134 cm arasında değişiyor. 2007 ve 2009 yılları arasında, Türkiye'nin Batı Karadeniz kıyısında yaptığımız karaya vuran yunus tespiti arazi çalışmaları sırasında, boyu 140 cm'den daha uzun hiçbir mutura rastlanmamıştır (Tonay et al., 2012).

Canlı olarak karaya vuran üçüncü birey üzerinde yapılan nekropside, muturun kötü beslenmeye maruz kaldığı, deri altındaki yağ tabakasında incelme, belgözü kası ve boyunda çöküntü gözlenmiş, beslenme durumu kodunun -NCC (Jauniaux et al., 2005)- 5 olduğu tespit edilmiştir. İriölçekli değerlendirme bulgularında muturun midesinin boş olduğu görülmüş, kansızlık, zafiyet ve dalakta küçülme kayıt altına alınmıştır. Mide duvarlarında ise üç kist görülmüştür: Bir tanesi, 1 cm çapıyla ön mide ile ana midenin birleştiği noktada, diğerleri de ortalama 2 cm'ye ulaşan çaplarıyla mide kapısında gözlenmiştir. Searle (1968), doğurganlıkta azalma, anemi ile duyusal ve merkezi sinir sistemindeki kusurlar gibi patolojik durumların, gittikçe artan enfeksiyona yatkınlık halinin (Hain and Leatherwood, 1982), tam veya kısmi pigment eksikliğiyle bağlantılı olduğunu belirtir. Detaylı nekropsi sonucunda muturun ölüm nedeni, anemi ve boğulmadan kaynaklanan oksijen eksikliği olarak kayıtlara geçmiştir. Bireyde başka bozuklukların olup olmadığını tespit etmek için başka patolojik analizler devam etmektedir. Bu makalede yer alan kayıtlar, iki genç mutur dışında, yetişkin bireyleri kapsamaktadır. Bu da, benzer durumdaki anormal beyaz muturların erken yaşta hayatını kaybettiği anlamına gelebilir.

Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında İstanbul Boğazı'nda görülen setaselerin sayısında artış gözlenir. Muturların en çok görüldüğü aylar Mayıs ve Haziran'dır (Dede at al., 2008). Bu artışın en önemli nedeninin, bu mevsimdeki Karadeniz'e doğru olan balık göçü olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda, Boğaz'da yapılan pasif akustik izleme çalışmaları, setaselerin pelajik balıklarla beslenmek için Boğaz'ın orta kesimlerini kullandığını ortaya koymuştur (Dede et al., 2011). 2012'nin Mayıs ve Haziran aylarında İstanbul Boğazı'nda canlı olarak dört kez gözlenen genç beyaz mutur ve sürüdeki diğer muturlarda gözlenen baskın davranış ise dalma olarak kayıtlara geçmiştir.

İstanbul Boğazı'ndaki bu gözlemler sırasında, genç beyaz muturun genellikle grubun merkezinde seyrettiği gözlenmiş, bu da, genç beyaz muturun sürüden dışlanmadığını, aksine grupla bağlantısı olduğunun kanıtlamıştır. Bu davranış, sürüsünde genç beyaz birey olan kısa yüzgeçli pilot balinalarda da tespit edilmiştir (Hain and Leatherwood, 1982).

Bu incelemede yer alan 25 gözlemdeki 15 birey sürü içinde veya başka bir muturla birlikte görülmüştür. Bunlardan biri ise, yanında normal bir yavruyla gezen beyaz bir muturdur . Dahası, Shetland Adaları'nda görülen mutur , 1992-1994 yılları arasında üst üste gözlenmiş, zaman zaman yalnız seyrettiği görülse de sıklıkla diğer muturların yakınında kayıtlara geçmiştir . 15 bireyin dışında 4 birey yalnız gözlenmişse de, çevrelerinde başka muturların varlığı da tespit edilmiştir. Diğer 4 bireyin de yalnız gezdiği, yakınlarında başka hiçbir mutura rastlanmadığı kayıtlara geçmiştir. Diğer iki bireyin içinde bulunduğu grup hakkında bilgi elde edilememiştir. Kendi gözlemlerimiz ve incelediğimiz diğer gözlem kayıtları sonucunda, muturlardaki renklenme farklılıklarının, genel olarak sosyal davranışları üzerinde ciddi sorunlara yol açmadığını söyleyebiliriz.

Üzerlerinde doğal işarete sahip olan bu bireyler, popülasyon hareketleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için kullanılabilir. Örneğin ilk olarak Türkiye'nin Doğu Karadeniz kıyılarında gözlenen anormal beyaz mutur, iki yıl sonra da 100 deniz mili uzaklıkta, Gürcistan sularında görülmüştür. Aynı şekilde, sürüsüyle gezen beyaz bir muturu, İstanbul Boğazı'nda farklı zamanlarda dört kez görebildik. Bu da bize, aynı sürünün, Mayıs boyunca ve Haziran başlarında İstanbul Boğazı'nı kullandığını düşündürdü. Bu kapsamda beyaz muturlar sürünün "bayrağı" gibi olduğundan, zaten boyutları ve sosyal davranışları nedeniyle muturlarda güçlükle yapılabilen markalama-yeniden yakalama çalışmaları için bulunmaz bir fırsat yaratıyor.

Muturlar, diğer büyük dişli balinalara kıyasla daha erken yaşta olgunluğa erişiyor ve daha sık ürüyorlar. Yaşam süreleri ise daha kısa oluyor. Karşılaştırılabilir baskın olmayan alel sıklıklarını da göz önüne aldığımızda, bir popülasyonda baskın olmayan bir özelliğin görüldüğü birey sayısı, o popülasyonun büyüklüğü ile genotip sıklığının çarpımına eşit olduğu için, Phocoena phocoena'da nesiller arası sürenin kısa olması, albinizmin bu türde daha fazla görülmesine neden olabilir. Dolayısıyla muturlar, diğer setaselerden çok daha fazla çekinik kalıtımsal sorunlarla karşılaşabilirler.

Bu değişimleri anlayabilmek için anormal beyaz setaseler üzerinde genetik ve hücrebilimsel (sitolojik) incelemeler yürütülmeli ve gözlem verileri, mekanizmanın işleyişi hakkında daha net bir resim elde edebilmek adına paylaşılmalıdır.

Çeviri: Yunuslara Özgürlük Platformu

Kaynak & Orijinal Makale: The Italian Journal of Mammalogy

* Türkiye'de canlı olarak gözlenen anormal beyaz muturun videosu ile birlikte makalede yer alan diğer ek materyaller için dergi sayfasındaki "Supplemantary Files" bölümüne göz atabilirsiniz.


Sitemizdeki yazı, görsel ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Siz de katılın! drupal-love-right.png
Siz de katılın! drupal-love-LEFT.png